Meme kanseri dünyada kadınlar arasında en sık görülen malign tümör olup, kadınlarda görülen tüm kanserlerin yaklaşık %30’unu oluşturmaktadır. Ülkemizde tüm kanserlerin %24’ünü meme kanserlerinin oluşturduğu saptanmıştır. Bu verilerin ışığında, teknolojik ilerlemelere, erken tanı yöntemlerin gelişmesine, toplumun bu konudaki duyarlılığın artmasına rağmen meme kanseri yaşamı tehdit etmeye devam etmektedir. Bu tehlikenin azaltılmasında atılacak adımlardan birisi meme kanserinde doğru tarama programları ve tanı basamaklarının uygulanmasıdır. 40 yaşın üzerinde her kadının yıllık meme kontrolünün bir uzman hekim tarafından yapılması gereklidir.
Meme kanserinin tanısında klinik, radyolojik ve patolojik tanı basamakları esastır. Tanısal yaklaşımda, meme lezyonlarını klinik olarak normal (ele gelmeyen kitle) ama tarama ile saptanan lezyonlar ve ele gelen kitleler olarak iki grupta değerlendirmek gerekir.
Mamografi memenin temel görüntüleme yöntemidir. Etkin bir tarama aracı olması yanında tanısal amaçlıda yaygın olarak kullanılır. Ultrasonografi mamografiyi tamamlayıcı, genç yaş grubunda ise öncelikli kullanılan önemli bir görüntüleme yöntemidir. Meme MR son yıllarda giderek artan sıklıkta kullanılan, mamografiyi tamamlayıcı diğer bir yöntemdir.
Memede kitlesi olan hasta 35 yaşın üzerinde ise öncelikle mamografi çekilir. Kitle mamografide değerlendirildikten sonra kistik olup olmadığını tespit etmek için ultrasonografi çekilir. Bu verilerin ışığında kitle şüpheli görülürse biyopsi (ince iğne, kalın iğne veya açık biyopsi) yapılır. Eğer kitle solid olup selim görünümlü olursa 2 yıl boyunca 3 ile 6 ayda bir klinik muayene ve görüntüleme yöntemleriyle izlenebilir.Lezyonda büyüme devam eder ya da şüpheli bir görünüm olursa yine doku biyopsisi gerekebilir. Kitle kistik olursa basit veya komplike olmasına göre 2-4 ay izlenerek değişim göstermiyorsa rutin takibe alınır.
Memede kitlesi olan 35 yaşından küçük hastada meme ultrasonografisi ya da aspirasyon ile sitolojik inceleme yapılmalıdır. Ultrasonografide solid olan kitle eğer 2 cm’den küçük ve şüpheli görünümü yoksa 2 yıl boyunca 6 ayda bir fizik muayene ve ultrasonografi ile takip edilir. Kitlede büyüme veya kuşkulu görünüm olursa biyopsi (ince iğne, kalın iğne veya açık biyopsi) yapılmalıdır. Kistik kitle basit kist ise 6 ay sonra kontrole çağırılır, herhangi bir değişiklik olmamışsa rutin izleme alınır.
Radyolojik olarak saptanan ancak ele gelmeyen kitlesi olan hastada ince iğne, kalın iğne veya telle işaretlenerek açık biyopsi önerilir. Bu yöntemle palpe edilemeyen lezyonların %14 ile %30 arasında malinite (kötü huylu tümör) saptanmıştır.
Meme MR klinik,mamografi ve ultrasonografi ile kesin değerlendirilmesi yapılamayan şüpheli olgularda tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılır.